| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

kompozisyon Örnekleri

kompozisyon örnekleri,kompozisyonlar, kompozisyon nedir, kompozisyon konuları,örnek kompozisyon, hazır kompozisyon, kompozisyon nasıl yazılır

Yazılar arşiv 08.2008 Other entries in 2008-08 resimler , videolar

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı Hakkında Kompozisyon

Türkiye Büyük Millet Meclisi 23 Nisan 1920 tarihinde kurulmuştur ve Türkiye Cumhuriyeti adına önemli bir dönüm noktası olan bu gün 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı adı altında tüm dünya çocuklarına armağan edilmiştir.

23 Nisan tarihine bu anlamın yüklenmesinin nedeni ulusal egemenlik kavramından gelen ulusun yönetimde söz hakkı sahibi olduğunu vurgulama istediğidir. Meclis kurulmadan önce imparatorluk döneminde yönetim tek kişinin yani padişahın elindeyken meclisin kurulması ile halk yönetime birebir katılma olanağı bulmuş ve yönetimde söz sahibi olmuştur. “Ulusu yine ulusun azim ve kararı kurtaracaktır. Tek bir egemenlik vardır, o da ulusal egemenliktir.” sözü ile durumun önemini vurgulayan Mustafa Kemal Atatürk bu bayram ile egemenlik kavramının sürekliliğini sağlamayı amaçlamıştır.

 

DEVAMI

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Hakkında Kompozisyon

Cumhuriyet, milletin egemenliği kendi elinde tuttuğu ve bunu belirli süreler için seçtiği milletvekilleri aracılığıyla kullandığı yönetim biçimidir.(*) Atatürk bu kavramı “Egemenlik kayıtsız şartsız ulusundur.” sözü ile açıklar. 29 Ekim 1923 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin cumhuriyeti ilan etmesi ile bugün ülkemizde Bayramı olarak kutlanmaya başlanmıştır

KOMPOZİSYONUN DEVAMI İÇİN TIKLAYIN 

 

DİĞER CUMHURİYET KOMPOZİSYONU İÇİN TIKLAYIN 

“Egemenlik Ulusundur” Hakkında Kompozisyon

Ulusundur Egemenlik bir topluluğun, bir devletin ülke üzerinde sahip olduğu tüm yetkilerdir, hür olmak, yetki sahibi olmak, hâkimiyet anlamlarına gelir. Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk egemenliğin halka ait bir olgu olduğunu “ kayıtsız şartsız milletindir.” sözü ile açıklamıştır.

Türkiye’de fikri Kanun-ı Esasi ile gündeme gelmiş, fakat kabul edilmesi Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin Teşkilat-ı Esasiye Kanunu ile olmuştur. Kanunda yer verilen “ koşulsuz ve sınırsız olarak ulusundur.” ilkesi ile halk ve yönetim adına yeni bir dönem başlamıştır.

Yetki sahibi, hür ve hakim bir millet gelişime açıktır, geleceğe umutlu bakar, çünkü çaba gösterecek gücü ve söz hakkı vardır. Egemenliğin millete ait olması, tüm bunları gerçekleştirebilecek bir ortam yaratır, yönetimde söz sahibi olan, kendi kendini yöneten halk daha iyi temsil edilir ve ilerlemeye açıktır. Hâkimiyetin tek kişinin tekelinde olduğu zamanlar düşünüldüğünde tam anlamıyla özgürlük anlamına gelir. Yönetimde söz sahibi olmak bir yana her şeyi kabul etmek zorunda bırakılan bir halkın böylesine bir şeref ile ödüllendirilmesi Mustafa Kemal liderliğinde gerçekleştirilmiştir.

 

 

DEVAMI 

Türkiye Hakkında Kompozisyon

Türkiye Cumhuriyeti Devleti Kuzey yarım kürede yer alan, Avrupa ve Asya kıtaları arasında geçiş noktası oluşturan, üç tarafı denizlerle çevrili, Yunanistan, Gürcistan, Bulgaristan, Ermenistan, Azerbaycan, İran, Irak ve Suriye ile komşu olan ülkedir. Osmanlı Devleti’nin yıkılışı ile aynı topraklar üzerine kurulan ülke 1923 yılında cumhuriyetin ilanı ile tam adı olan “Türkiye Cumhuriyeti Devleti” adını almıştır.

Türkiye’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, yönetim sistemi parlamenter demokrasi, devlet şekli cumhuriyet, başkenti Ankara, dili Türkçe, bayrağı ay yıldızlı al bayraktır. Ülke Birleşmiş Milletler, NATO, İslam Konferansı Örgütü, Konseyi üyesidir.

Hititler, Frigler, Lidyalılar, Asurlular, Likyalılar, İyonlar gibi medeniyetlere, Bizans, Osmanlı gibi imparatorluklara ev sahipliği yapmış topraklar üzerine kurulan Türkiye, bir tarih, kültür, medeniyet ve turizm merkezidir. Ülkenin birçok yerinde ilkçağlara ait kalıntılar, antik şehirler, medeniyet izleri mevcuttur. Tarihi yönden bu kadar zengin olmasının yanı sıra bulunduğu coğrafi konum nedeniyle de zengin coğrafi özelliklere sahiptir. 36° - 42° Kuzey paralelleri ve 26° - 45° Doğu meridyenleri arasında yer alan ülke, Marmara, Ege, İç Anadolu, Karadeniz, , Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu olarak yedi coğrafi bölgeye ayrılan topraklarında farklı iklim ve bitki örtüsü çeşitleri barındırır. Daha çok ılıman ve Akdeniz ikliminin hakim olduğu , Ege ve Marmara bölgelerinin aksine, ülkenin iç taraflarına ve doğusuna gidildikçe değişen ve sertleşen bir iklim yapısına rastlanır. Bu özellik yerleşim türü, yaşam koşulları, ulaşım, ekonomi, tarım, hayvancılık, sanayileşme gibi birçok alanı etkiler. Her bölgenin kendine has tarım ürünleri vardır ve farklı zamanlarda üretim yapılır.

Mustafa Kemal Atatürk’ün Hayatı Hakkında Kompozisyon

Mustafa Kemal 1881 yılında Selanik’te dünyaya geldi. Annesi Zübeyde Hanım, Babası Rıza Efendi olan Mustafa Kemal, eğitim hayatına Şemsi Efendi Mektebinde başladı, daha sonra Selanik Rüştiyesi’ne kaydoldu ve Selanik Askeri Rüştiyesi’ne girdi. Eğitim ve öğretim hayatı Manastır Askeri İdadisi, Mekteb-i Harbiye Şahane ve Erkan-ı Harbiye ile devam ederek 1905 yılında Kurmay Yüzbaşı rütbesiyle mezun olmuştur.

Mustafa Kemal bir asker olarak başladığı görevi süresince hem askeri yönü hem de liderlik vasfı ile her zaman başarılı bir kişilik olmuştur. Mezun olmasının ardından 1905- 1907 yılları arasında Şam’da görev yapmış, “Vatan ve Hürriyet” cemiyetini kurmuş, bu cemiyetin ilhakı ile İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne üye olmuştur. Meşrutiyet’in ilanı ile İttihat ve Terakki tarafından Trablusgarp’a görevli gönderilmiş, buradaki halkı Jön Türkler’e kazandırmaya çalıştı. 1909 yılında Kurmay Başkanı oldu ve 31 Mart vakasını bastırmak için çalıştı. 1911 yılında Trablusgarp Savaşı’nda, 1912 de Balkan Savaşı’nda ve 1913’de İkinci Balkan Savaşı’nda görev aldı. Osmanlı Devleti’nin 1914 yılında Birinci Dünya Savaşına girmesiyle birlikte 19. Fırka Komutanlığı görevine getirildi. Birinci Dünya Savaşı ile Mustafa

 

DEVAMI 

KOMPOZİSYON ÖRNEKLERİ

ACINDIRIRSIN ARSIZ OLUR, ACIKTIRIRSIN HIRSIZ OLUR

ADAMIN İYİSİ İŞ BAŞINDA BELLİ OLUR

ADAM ADAMA YÜK DEĞİL, CAN GöVDEYE MÜLK DEĞİL

ÃLİM UNUTMUŞ, KALEM UNUTMAMIŞ

AKILSIZ BAŞIN CEZASINI AYAKLAR ÇEKER

ANAMIN EKMEĞİNE KURU, AYRANINA DURU DEMEM.”

ATBULUNUR, MEYDAN BULUNMAZ. MEYDAN BULUNUR ATBULUNMAZ

ATILAN OK GERİ DöNMEZ

AYAĞINI YORGANINA GöRE UZAT

AZICIK AŞIM,KAYGISIZ BAŞIM

Sonbahar Mevsimi Hakkında Kompozisyon

Sonbahar, ve kış mevsimleri arasında yaşanan dört mevsimden biridir. Her iki yarım kürede ayrı zamanlarda yaşanmakla birlikte kuzey yarım kürede ve dolayısıyla ülkemizde Eylül, Ekim, Kasım aylarını kapsar.

Güz, hazan olarak da adlandırılan , gündüzlerin kısalıp gecelerin uzadığı, güneşin etkisinin daha az hissedildiği, serin, yağışlı günlerin arttığı, ağaçların yapraklarının sararıp döküldüğü, otların kuruduğu, göçmen hayvanların daha sıcak yerlere gitmek için göç hazırlığına başladığı, kış uykusuna yatan hayvanların bu dönem için hazırlık yaptığı

 

DEVAMI 

Küresel Isınma Evren ve Dünya HAKKINDA KOMPOZİSYON

Birkaç yıl öncesine kadar küresel ısınma denildiği zaman, herkesin aklına ancak korku filmlerinde görülebilen türden korkunç sahneler geliyordu. Gırtlağına kadar sulara gömülmüş Özgürlük Heykeli, veya tropik hastalıklardan kırılıp dökülen Eskimolar, tümüyle suların altında kalmış bir Venedik, kıyamet senaryolarının yalnızca birkaçı. Ancak son yıllarda iklim değişikliklerine ilişkin bilgiler çoğaldıkça, küresel ısınma tehtidinin politik ve bilimsel önlemlerle savuşturulabileceği umudu doğdu.İnsanoğlunun yüreğine su serpen bilgiler özetle şunlar: Fizik kurallarına göre Güneş ışınları Yeryüzü’ne düştüğü zaman, Yeryüzü aynı miktarda enerjiyi Uzay’a geri yansıtır. Yeryüzü, bu bağlamda kızılötesi ışınları atmosfer içinden geçirir. Burada molekül kümelerinin oluşturduğu bir çeşit ”battaniye” (başta karbon dioksit olmak üzere), giden radyasyonu bir süre tutarak, Yeryüzü’nün ısınmasına neden olur.

 

DEVAMI 

Küresel Isınma ile İlgili Kompozisyon

Dünya’mız acaba emin ellerde mi? Bizler seçim zamanı kafamıza göre istediğimiz partinin seçilmesini istiyoruz. Seçtiğimiz partinin mitinglerine katılıyoruz. Oysa ne zaman Küresel Isınma’ya hayır mitingi düzenlense Dünya’yı biz mi kurtaracağız? Diyerek mitinge katılmıyoruz. İşte bunun bedelini biz ödemesek bile torunlarımız ve diğer insanlar fazlasıyla ödeyecek.

İnsanlar Türkiye’nin 3 büyük kentinde yapılan Cumhuriyet yürüyüşlerine katıldı. Ülkenin dört bir yanından beni bu kişinin yönetmesini istemiyorum diye mitinglere katıldılar. Oysa 28 Nisan ve 8 Aralık 2007 tarihinde Küresel Isınmaya hayır, Türkiye Kyoto Protokolünü imzala diye yürüyüşler yapıldı. Mitinglere katılan kişilerin az olması dolasıyla fazla ses getirmedi ama Cumhuriyet Yürüyüşlerine katılım fazla olmasından dolayı etkisi günlerce, haftalarca sürdü. Tüm gazeteler manşetlerde yayınları bunları. Tam sayfa ayırdılar. Televizyonlar Canlı yayın yaptılar. Ana Haber Bültenlerinde ilk haber olarak yayınladılar. Günlerce bu mitingin izleri sürdü. Televizyon programları düzenlendi Cumhuriyet mitingi hakkında. Küresel Isınma’ya Hayır mitingine geldiğimiz zaman bazı gazetelerde bir sayfada ufak bir yazı Televizyonlarda ise ilgili hiçbir haber yok.

DEVAMI 

Bilmek ve yaşamak hakkında kompozisyon

BİLMEK YAŞAMAKMIŞ…
Bugünü yaşarken dolu dolu, karanlıkları görmez oluruz… Aydınlıklarda bulunmuş bir insan gibi olmayı isteriz. Karanlık bilinmeyenlerin üstüne bir örtü çekmektir… Aydınlık da kara bir örtüyü hayatımızdan uzaklaştırmayı sembolize eder.
Çoğu zaman kendimizi eksik hissettiğimiz noktalarda sorunumuzu giderme ihtiyacı duyarız. Her geçen gün biraz daha değişip, gelişmeyi amaçlarız. Bilmediğimiz bir şeyin hallolmasını istemeyi öğreniriz. Soru? ne yer vermeliyiz yaşamımızın hiçbir anında… Ne gündüzünde ne gecesinde… Hep yolları keskin çizgilerle görürüz. Yaşamayı da capcanlı… Belli belirsiz görünenleri silip atarız ya da hiçbir amaca bağlanır!
Bazense, hayatta yalnızca olduğu kadarını görüp bırakırız. Ya diğerleri? Görünmeyen şeyler nerede?
Sürülmüş şairler! Yazılarını bilmediğimiz yazarlar… Düşünüldü mü bunlar hiç? Düşünülmek adı altında hatırlandı mı ya da? Soru işaretleri yerini bıraktı mı başka şeylere? Belirsizlikler belirginleşti mi?
Hayatı olduğu yerde bırakabilmek, çok kolaydır ancak kendine farlı bir seyir kazandırmak, rüzgârın esişini farklı bir yere yöneltmek kolay olmasa gerek…

 

DEVAMI